Dr. Faruk Ayanoğlu Cad. Yeni Defne Apt. No:26/2 Fenerbahçe
bilgi@dokudanismanlik.com
+90 (216) 550 55 22

Aile Dinamiklerinde Babanın Yeri ve Önemi

Şebnem İMERYÜZ

Uzman Psikolojik Danışman

Şubat 2016


Ailede hamilelik ve doğum süreçleri söz konusu olduğunda ilgi ve takip anne-bebek ikilisinde odaklanır. Peki, baba nerededir, ne yaşamaktadır? Sahnenin anne-bebek ikilisine ait olması, babayı çoğunlukla arka plana itebilir. Ancak babanın bu süreçlerde yaşadıkları anne ve bebeği etkileyecektir.

Baba, çocuk için hayattaki en temel figürlerden birisidir. Babanın varlığı sadece hayatta olması anlamına gelmez. En az hayatta varoluş kadar anlamlı olan, babanın 'duygusal' olarak var olabilmesi ve babalık işlevleridir. Yani bebeğin ve annenin yaşadığı duyguları, zorlukları anlayabilmesi ve bu ikiliye uygun tepkiler verebilmesi önem kazanır. Baba hayatta değilse veya kısa / uzun süreli olmadığı ayrılık, iş, hastalık, kaza gibi fiziksel yokluk dönemlerinde bu fonksiyon bir diğer erkek figür (dayı, amca, büyükbaba, dede) tarafından karşılanabilir. Dolayısıyla burada önemli olan babanın kendisi yerine babalık işlevinin kendisidir.

Özellikle bebeğin büyüyüp kendini annesiyle oluşturduğu dünyadan farklılaştırabildiği ve artık anneyle olan birebir yakınlıktan çıkarak ilgisini dış dünyaya yönelttiği çocukluk döneminde (3-6 yaş) babalık fonksiyonunun yoğun bir önem kazandığı söylenebilir.

Doğum Öncesi

Bebek fikrinin oluşumu sırasında aile yeni bir döneme girer. Bu dönemde kadın ve erkeğin rollerinde olduğu kadar kendi psikolojik dünyalarında da farklı bir hareketlenme başlar.

Annenin olduğu gibi babanın da bebekle ilgili fantezileri şekillenmeye başlar: "kızım olacak, oğlum olacak, tıpkı benim gibi... yapacak, bu aileyi ... hale getirecek, ben yapamadım ama o yapacak, vb". İlerleyen hamilelikle birlikte yeni canlı anne karnında ve babanın hayalinde şekillendikçe babada bebekle bir rekabet ve kıskançlık başlar. Bu tamamen bilinçaltıdır. Ama gözlenebilen bazı davranışlarla kendini açığa vurur. Örneğin, annenin yaşadıklarına paralel olarak yemek yemede artış ve kilo alma veya bulantı, kusma yaşanabilir. Babanın yaşamakta olduğu bu süreç psikolojik bir uyum sağlamaya hizmet eder.

Doğum ve İlk Yıllar

Doğumun gerçekleşmesi her iki ebeveyn için de fantezideki bebekle gerçek hayatta yüzyüze gelmeyi beraberinde getirir. Annenin ihtiyaçları çok yönlüdür: kendi fiziksel zorluklarının artması, doğum komplikasyonları, doğum sonrası bakım ihtiyacı, bebeği ne yapacağını bilememe, bu dönemdeki duygusal çalkantı ve olası depresyon. Evde hem duygusal ve fiziksel ihtiyaçları yoğun bir ‘yeni anne’, diğer tarafta da varlığı tamamen dışarıdan gelecek bakıma bağımlı bir/iki ‘yeni doğan’ mevcuttur. Bu ihtiyaçların giderilmesi için rol alabilecek kişiler anneanne, babaanne, belki abla, kardeş veya bakıcı ötesinde özellikle duygusal ve bir o kadar da fiziksel yardımıyla baba olacaktır.

Baba eğer hamilelik süreciyle birlikte, annenin yaşadığı duygusal çalkantıyı takip eder ve bu doğal süreçte 'kabul edici' varlığı ile yer alırsa, doğum sonrasında da bu tutumun tüm aile için zincirleme olumlu etkisi sürer: Babadan anneye, anneden bebeğe...

Temel olarak bu dönemde baba, annenin 'anneliğini takdir ederek' anneye ihtiyaç duyduğu gücü sağlar. Bunun anlamı henüz yeni oluşmaya başlayan annelik kimliğini babanın güçlendirmesidir. Babanın eşine gösterdiği annelik konusundaki hayranlık, annenin kendini anlaşılmış hissetmesi, kabul edilmesi, zorluklarında yardım elinin uzanması bu zorlayıcı süreci destekle atlatmasına yardımcı olur. Bebek açısından ise, alt değişimi, biberonla besleme, mama verme, kucağa alma, gaz çıkarma gibi temel bakım faaliyetlerinde rol alan babanın cinsiyeti algılanan bir şey değildir. Temel olan bakım verme fonksiyonudur. Babanın bu anlamdaki katkısı yine cinsiyetsiz bir annelik fonksiyonu olarak bebeğin bilinçdışında kodlanır ve her ikisi için de duygusal ilişkinin olumlu şekilde harekete geçmesine yardımcı olur.

Okul Öncesi Dönemi

Bebeklik dönemi ardından babanın çocukluk dönemindeki temel işlevi, çocuğun bağımsız bir özne olabilmesi için anneden ayrışmasını sağlamaktır. Babanın bu temel fonksiyonu, bebeklik döneminden gelen anne-çocuk arasındaki içiçe geçmiş, fazla yakın birlikteliğe artık bir mesafe koymak için şarttır. Dolayısıyla bu dönemde babanın ilk işlevi çocuğa ilk sınırları koymaktır. Sıklıkla rastladığımız bir örnek üzerinden gidersek baba, çocuğun anne ile yatma talebini engellemeli ve "Burası annenle benim yatağımız. Sen kendi yatağında yatabilecek kadar büyüdün." diyerek çocuğa kendi konumunu, anne-baba ikilisi dışında ayrı bir kuşak olarak gösterebilmelidir.

Babanın babalık işlevini yerine getirebilmesi için sınır koymanın yanında çocuğa baba-oğul veya baba-kız ilişkisi sunabiliyor olması gereklidir. Örneğin baba idealleri oluşturacak yönde davranabilmeli, çocukla duygusal ve fiziksel yönü de olan paylaşımlara girebilmelidir.

Babanın bu fonksiyonunun harekete geçebilmesi ancak annenin izin vermesi ile mümkündür. Anne, babanın değişik alanlarda çocuk ile ilişki kurmasını engellerse, babayı çocuğun gözünde kötülerse, babanın bu fonksiyonu gerçekleşemez ve çocuk psikolojik gelişimi için gerekli olan ileri safhaya geçemez.

Dolayısıyla çocuğun psikolojik gelişimi sadece duyarlı bir annelik görmesine bağlı değildir. Annenin babanın yolunu açtığı, babanın da buna uygun davrandığı durumda çocuk psikolojik gelişimini tamamlayabilir. Burada temel olan babalık işlevidir. Yani çocuğun ikili yaşamdan, babanın katılmasıyla üçüncüyle yakın ilişkiye geçebilmesidir.

Bu yolla hayata geçirilen babalık fonksiyonu çocuğu, her ihtiyacının karşılandığı ben merkezli durumdan; toplumsal bir varlık olma yolunda kuralın, yasağın olduğu bir düzleme çıkarır. Bu düzlem artık okul hayatına başlayarak toplumsal hayata giren çocuğun bu döneme uygun en temel ihtiyacıdır.